Doğayla Ne Kadar Dostuz?

Doğayla Ne Kadar Dostuz?

Otama Kırkpınar ile Tanışıyoruz!

Bu hafta #BilimKutusuSöyleşileri serimizde konuğumuz Otama Kırkpınar kurucusu Merve Özkorkmaz. Gelin, kendisini tanıyalım ve neler yaptığına şöyle bir kulak verelim. Ekolojik farkındalık, sürdürülebilirlik, organik ürünler ve atıksız yaşam için neler yapabiliriz sorusu, hepimizin kendine sorması gereken bir soru. Hadi hep birlikte bu soruyu soran cesur bir kadın girişimcinin, çevreyle dost olarak kozmetik ürünler üretmenin mümkünlüğünün peşinden koşma hikâyesine tanık olalım:

-Merhabalar, öncelikle hoş geldiniz. Bize “Doğaya nasıl daha az zarar verebilirim?” sorusundan yola çıkarak başardığınız öykünüzden biraz bahseder misiniz? Yola çıkış noktanız neydi, bugün bulunduğunuz noktayı tarif ederken nasıl bir manzara bizlere eşlik ediyor?

Bu soru herhalde sorulabilecek en doğru soru, çünkü “Dünya’ya hiç zarar vermeden nasıl yaşarım?” sorusunun cevabı “Yaşayamazsın!” olurdu. Günlük hayatta karbon-nötr yaşamamız mümkün değil.

Hele ki artık kırsalda yaşayanların sayısı şehirlere kıyasla giderek azalmakta iken… Akademi, kamu, sivil toplum tecrübelerim sonrasında ormanlar ve mantarlarla ilgilenmeye başlamıştım. Üretim hiç aklımda yoktu, ancak temiz kozmetik kullanmak için elimi taşın altına koymam gerekiyordu. Üretim süreçlerinin doğaya az zarar verebilmesi için de hammaddesinden ambalajına, etiketinden kargosuna bütüncül olarak ele alınması gerekiyor. Hâli hazırda küçük üretici olmak büyük firmaların standartları ile yarışmak anlamına geliyorken, bir de bu üretim süreçleri ile ilgili titizlik gerçekten yorucu olabiliyor. Kurbağanın kuyuya düştükten sonra çıkabilmek için 3 birim sıçrayıp 2 birim aşağıya kayması gibi tarif edebilirim. :)

-Gezegenimizi korumak adına girişiminizde attığınız yeşil adımlar neler, bize biraz bahsedebilir misiniz?

Üretim ağları kurmaya çalışıyorum. Ben hammaddelerimi toprağa kıymet verenlerden alayım, az ama öz olsunlar. Benden alışveriş yapanlar yalnızca benim üretimimi değil, bana hammadde sağlayan tüm çiftçi ve toplayıcıların üretimlerini desteklemiş olsunlar. Otama’ların boş kavanozları gönüllülerce ya da şehirlerde kurulacak olan temiz gıdaya ulaşılabilen Gıda Kooperatifleri tarafından toplansın. Bireylere günlük kargo çıkışımı azaltayım, 2-3 ayda bir bu bahsi geçen kooperatiflere ürün göndereyim ve boşları toplayayım. Benim imalathanemden çıkan posalarla yemek yapalım, çay kahve posalarını bostana kompost yapalım, sonra o bostanda yetişenler yeniden soframıza gelsin gibi bir döngünün peşindeyim. Kısacası agroekolojik kozmetiği hayal edip adımlarımı bu doğrultuda şekillendiriyorum.

-Siz insan vücuduna ve gezegene dost ürün üretiminde yer alırken, bizler duyarlı tüketici, ebeveyn veya sadece çocuklara güzel günler bırakmak isteyenler olarak nelere dikkat edebiliriz?

İklim diyeti yaparak, alışverişleri oy kullanır gibi düşünerek yaparak, internet siparişlerini: “Lütfen plastik pıt-pıtlara sarmayınız ve kargo poşetine koymayınız!” diye bir sipariş notu yazarak vererek, olabildiğince küçük üreticiden tedarik zinciri azaltılmış yerel ürünler tercih ederek başlayabiliriz.

“Temiz ve Bütünsel Bir Üretim Mümkün”

Çocuklara yaşanabilir yarınlar vaat edebilmek için çılgınca tüketmekten ziyade bilinçli ve kontrollü bir üretim-tüketim dengesi kurmamız gerek, bu noktada Otoma Kırkpınar’ın çocuklara daha yeşil ve daha sağlıklı bir gezegen bırakma çabası adına içinde sabun yapımı videosu bile olan Instagram hesabına ve kendi üretimlerine ulaşabileceğiniz linke buradan ulaşabilirsiniz. 😊

-Endüstriyel anlamda, kullandığımız kozmetik ürünlerde hem çocukları, hem de kendimizi korumak için nelere dikkat edebiliriz? “Köpürmeyen şampuan iyi temizlemez” gibi yanlış bilinen söylemlerden biraz bahsedebilir misiniz?

Eskiden “Bu ürünün içinde şu var, bu var…” diye reklam yapılırdı, günümüzde ise tam sersi; “Şu yok, bu da yok, o da yok…” yazıyor ambalajların üzerinde. Öncelikle bir kozmetik ürünü ya da deterjan hem çok fazla/günlerce kokuyor, hem iz bırakmıyor, hem kalıcı, hem ucuz ise muhtemelen sentetik kokular ve bizlere ve tüketilirken karıştıkları atık sulara uzun vadede zarar verebilecek bir takım içeriklerden oluşmaktadırlar.

Artık şu ana kadar kötülenen raw (çiğ - işlem görmemiş) bitkisel yağları günlük tüketim pratiklerimiz arasına alma vakti geldi. Örneğin Otama imalathanesinde her gün taşıyıcı yağlar, uçucu yağlar, killer, bitkisel balmumları ile tüm kişisel bakım ve temizlik ürünlerini üretebilmeyi başarabiliyoruz. Sabunlar köpürüyor doğası gereği evet, ancak diş macunları köpürmüyor. Bir diş macununun köpürmesine de ihtiyaç yokmuş, bu süreçte bunu öğrendik. Yağlardan ve killerden oluşan bir diş macunu hem ağız içini, hem dişleri temizlemekte o kadar başarılı ki!

Bu keyifli söyleşi için Merve’ye sevgilerimizi iletip bolca teşekkür ediyoruz, Bilim Kutusu olarak hepinize atıksız ve daha yeşil günler diliyoruz!

bilim kutusu otama kırkpınar

ÇOCUKLARINIZLA HEM KALİTELİ ZAMAN GEÇİRİP HEM DE ONLARA BİLİMİ SEVDİRMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

Astronot Çiftçiler Deney Seti

GELECEĞIN ASTRONOTLARI
İÇIN
İNCELE

Asit Baz Ph

GELECEĞİN
KİMYAGERLERİ İÇİN
İNCELE

Kağıt Devre ve Elektrik

GELECEĞİN ELEKTRİK
MÜHENDİSLERİ İÇİN
İNCELE